Bu Sayfa Şengün Şirketler Grubu'nun Resmi Web Sitesi üzerinden görüntülenmektedir.

Anasayfa'ya Dönmek için tıklayın

www.sengunas.com

Giresun Ekspres - Giresun'un En İyi Gazetesi Giresun Ekspres - Giresun'un En İyi Gazetesi Giresun Ekspres - Giresun'un En İyi Gazetesi
     

Bugün
13 Co
Yarın
14 Co
Diğer Güncel Haberleri 
   Pazar günü elektrik kesintisi
   “Giresunluların sahibi yok mu?”
   Oğuzhan Kılıçarslan yazıyor
   Tüm-Bel-Sen Giresun Şub.
   Özdemir toprağa verildi
   1. Kuruluş Yıldönümü...
   Halil İbrahim Şengün yazıyor
   “Fikir ifadesi suç sayılamaz”
   “Hz. Peygambere Mektup”
   G.Ü Öğrenci Derneği
   Ödemeler en kısa sürede…
   Tersane yapılamaz…
 Halil İbrahim Şengün yazıyor

03.05.2007 17:51:56

Yargıtay’da görevli iken bile CHP’li olduğu söylenen ve önümüzdeki seçimlerde Milletvekili adayı olacağı tahmin edilen eski Başsavcı Sabih Kanadoğlu denilen kişi tarafından dört ay önce başlatılan ve CHP Milletvekillerince desteklenen ANAP ve DYP gibi partilerin yandaşlığı ile devam ettirilen bir çekişme Anayasa Mahkemesinin verdiği bir karar ile TBMM çatısı altında kaosa sebep olmuş bulunmaktadır. Bazıları bu kararla demokrasimizin güç kazandığını, memleketimizin geleceğinin parlak olacağını düşünmüş olabilir. Ancak ben ayni kanaatte olmadığımı açık bir dille belirtmek istiyorum. Ben bir Hukukçu veya Anayasa Hukukçusu değilim. Ben yıllarca bu ülkeye hizmet etmeye çalışmış bir Makine Y. Mühendisi kişiyim. Yatırım işinden ve bürokrasiden anlarım. Siyasetin bu kadar yozlaştırılmış olması, hele mahkemelerden alınan milletin vicdanını yaralayan bu karar bana 1980 öncesini hatırlatmaktadır. Hani bir söz vardır “Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.” Gördüğünüz gibi yıllardır bir arpa boyu yol kat edemediğimiz anlaşılmaktadır. O halde 12 Eylül 1980 harekâtını neden yaptık neden siyaseti ve siyasi partileri yok ettik. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum.

12 Eylül 1980’de yapılan ihtilalin gerekçesi şu idi. Cumhurbaşkanlığı seçimi için Mecliste 115 tur seçim yapılmıştı. Buna rağmen Cumhurbaşkanı seçilememişti. İhtilal bundan dolayı yapılmıştı. Meclisin Cumhurbaşkanı seçimini yapabilmesi için bu yüzden toplantı yeter sayısı yeniden düzenlenmiş seçilemediği takdirde kısa zamanda seçime gidilerek kaosun sona erdirilmesi hedeflenmişti. Bunun bu gün için hiçbir anlamı kalmamıştır. Azınlık durumunda bulunan 150 Milletvekili ile Cumhuriyet Halk Partisi, 20 Milletvekili ile Anavatan Partisi ve 5 Milletvekili ile Doğru Yol Partisinin insafına 354 Milletvekili bulunan Ak Parti terkedilmiş yani bir noktada azınlığın çoğunluğa tahakkümü olan bir işlem başlatılmıştır. CHP ile Anayasa mahkemesi üyeleri bana göre Anayasayı işine geldiği şekilde yorumlamıştır. Benim kanaatim bu yöndedir. Mahkemeye baskı yapıldığı şeklinde milletimiz konuşmaktadır. Anayasa Mahkemesi gelecekte büyük sıkıntılara sebep olabilecek bir karara imza atmıştır. CHP ile birlikte hareket eden kurum durumuna düşürüldüğü kanaati milletimizde hasıl olmuş bulunmaktadır. Bu karar milletin vicdanını sızlatmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda sabıkalıdır. 1960, 1971 ve 1980 yıllarında ordu CHP’nin girişimleri ile ihtilaller yapmış ve müdahalelerde bulunmuştur. 1997 yılında yapılan 28 Şubat müdahalesi de bu partinin girişim ve organizasyonu, Demirel’in desteği ve teşviki ile yapılmıştır. Benim ve milletimizin kanaati de bu yöndedir. Kendi zihniyetlerinin dışında birinin Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakan olması mümkün değildir. Bunun adı da demokrasidir. Neden Batı dünyasının bizim gibi ülkeleri ikinci sınıf kabul ettiği buradan da görülmektedir. Zaten bizim kurumlarımızda bizi ikinci sınıf vatandaşlar olarak görmektedir.

1980 ihtilali ve sonrasında yapılan Anayasa seçimleri kolaylaştırmak maksadıyla yapılmıştı. Ben bu Anayasaya anamın ak sütü gibi kırmızı oy vermiştim. Hatta seçim sandığının başındaki askerler bana sert tavırlar koymuşlardı. Şimdi bütün bu olanlardan sonra haklı olduğumu düşünüyorum. Birçok Anayasa Profesörleri toplantı yeter sayısını 184 olarak açıklarken, Cindoruk dahil bir çok Meclis Başkanlığı yapan kişi ile Adalet Bakanlığı yapan Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK buna katılırken bir tek Sabih Kanadoğlu ve onun fikrinde olan CHP’li olan halen görevde olduğu bilinen ve ülkeyi kaosa sürükleyen kişiler; 367 Milletvekili Mecliste olacak demek suretiyle 1983 Anayasasını kendi istek ve dilekleri doğrultusunda değiştirmek suretiyle bundan sonra Cumhurbaşkanlığı seçiminin önünü tıkamışlardır. CHP’li biri Cumhurbaşkanı olursa hiçbir problem yoktur. O zaman Ordu ve diğer kurumlar açıklama yapmaz. Seçim Mecliste 184 Milletvekili ile başlatılabilir. Başka partili olursa hele sağı temsil ediyorsa bu mümkün değildir. Şimdi seçim gündeme gelmiştir. Diyelim ki Ak Parti 185 Milletvekili çıkardı çoğunluğu da yok. Meclise toplantıya girmedi meclis Cumhurbaşkanını nasıl seçecek. Ama bakınız ben size bunun yolunu söyleyeyim. Yeni bir şey daha bulular bunu Anayasa Mahkemesine götürürler. 367 Milletvekiline gerek yok şeklinde yeni bir karar daha çıkarabilirler. Nasıl olsa bizim ikinci sınıf demokrasilerde bunlar mümkündür. Ordu ve kurumlar yeni bir açıklama yapmıştır. Laiklik elden gitmemektedir. Eşi başörtülü biriside zaten aday değildir. Benim ve benimle konuşan milletimin düşüncesi budur kanaati budur var mı buna itiraz eden?... Ben varsam demokrasi var ben yoksam demokrasi kesinlikle yok!...

Ülkemiz için üzülüyorum. 1973 yılından beri bu ülkenin kaderi ile oynayan bir Deniz Baykal var. İktidar olması kesinlikle mümkün değildir. Ancak onu ihtilal yapan kişiler veya kendi kendine hukuk içtihadı oluşturanlar iktidar edebilirler. Kanaatim odur ki korkarım yeni içtihatlar gelecek ve bu kişileri halkın oyu olmadan iktidar edeceklerdir. Yazık bu milletimize, yazık bu ülkemize, yazık bu millete hizmet etmek için gecesini gündüzüne katanlara. Bu kişiler yüzünden bir gecede 8 milyar dolar kaybedilmiş, milletimiz fakir düşürülmüş, borçlarımız artırılmıştır. Bunun hesabını kim verecek veya kim soracaktır. Milletimiz sağduyuludur. 2002 seçimlerinde bazılarını sandıkta nasıl hapsetmiş ve mahkûm etmişse bu seçimlerde de bunun gereğini yapacaktır. Ben geçen seçimlerde çalışma yapmamıştım. Bu seçimlerde fiilen çalışmalara katılmaya karar vermiş bulunuyorum. Bu konuda malımla, paramla ve canımla çalışacağım.  Türkiye’nin kalkınmasına ayak bağı olan ve olmaya çalışan, CHP ve onların yardakçılığını yapan kişi ve kurumlara karşı demokrasinin tam ve mükemmel uygulanması ve bunların başarılı olmaması için elimden gelen çabayı göstereceğim.  Bu benim milletime olan bir vicdan borcumdur. Onu ödemek istiyorum.

Benim mağdur olan milletim sağduyu sahibidir. Sandığa bunları gömecek ve milletin gerçek sahipleri bir kez daha iktidara yürüyecektir. Hakiki demokrasi budur. Milletin seçtiklerini saf dışı etmek, Meclisin üstünde kurumlar oluşturmak kimsenin haddine değildir. Hele azınlık bir grubu uyduruk kararlarla haklı ve hakim kılmaya çalışmak milletimize zulümdür. CHP’li olduğu aşikar olan şu andaki mevcut Cumhurbaşkanı bir an önce milletin gerçek temsilcilerine burayı bırakmalıdır. Başbakanın emrinde olan kurumlarda itaatsizlik yapma hakkına sahip değildir. Kışlada nasıl ast üstüne karşı hareket yapamaz, bunun kuralları varsa gerçek demokrasi ve hukuk devletinde de bağlı olan kurumlar bu şekilde hareket etmeye mecburdur. Ben ordumu ve memleketimi çok seviyorum. Hele ordumun sınıf ayrımcılığı yapmasını kabul edemem. Yıllardır var gücümle bu ülkeye hizmet ediyorum. Beni ikinci sınıf vatandaş yerine kimse koyamaz. Bu tip demokrasi olsa olsa CHP’lilerin ve bu partiyi oylamaya katılmayarak mecliste destekleyen sözde sağcı geçinen ANAP ve DYP gibi partilerin cici demokrasisi olur. Meclise girmeyen, oyunu kullanmayan bu vekiller milletimize elbette hesabını vereceklerdir. Bana ve milletime saygı göstermek mecburiyetindedirler. Zira o makam ve mevkiler bana yani milletime aittir.

Milletime sabır diliyorum. Bunlarda gelir geçer. Selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Bu haber toplam 6 defa okunmuştur.




Asım İNAN
Ahde vefa
Zafer GÜRSOY
Erimez’de güzel bir gün
© 2006 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi Tel-Faks: (0454) 215 35 30 | Destek: iletisim@giresunekspres.com
. . . . . . . . . .